GÂVURDA…
Yayınlanma :
30.05.2022 17:19
Güncelleme :
30.05.2022 17:19
GÂVURDA…
Günlük yaşantımızda “Gâvur” kelimesini sık kullanırız. Gâvur kelimesinin anlamı “Kaba Hıristiyan” demektir. Toplum içerisinde ise, Müslüman olmayanları belirtmek için kullandığımız aşağılayıcı bir sıfattır. “dinsiz”, “merhametsiz”, “inatçı” anlamları için de kullanılır.
Bu aşağıladığımız kişilerin yaptıklarına baktığımızda, ağzımız açık kalıyor.
**- Bilim gâvurda: Pek çok yeni icadı onlar buluyor. Bütün Müslüman ülkeler bilgi fakiri.
**- Teknoloji gâvurda: Bütün Müslüman ülkeler gâvur icadı kullanıyor.
**- Akıl gâvurda: İstediği zaman, istediği ülkelerle uğraşıp onları alt edebiliyor.
**- Para gâvurda: Nerdeyse bütün dünya, kıymetli olan onların parasını kullanıyor.
**- Dil gâvurda: Dillerini öğrenmek için elimizden geleni yapıyoruz.
**- Sağlık gâvurda: Sağlıklı yaşantı olarak ve sağlık aletleri olarak çok ilerdeler.
**- Tefekkür…düşünce…dürüstlük…araştırma, inceleme gâvurda…
**- Müslümanlar olarak okumuyor, dinlemiyor, düşünmüyor, araştırmıyoruz. Biz bol bol eleştiri yapıyoruz, bir de onlara “Gâvur!” diyoruz.
***************************
GÂVUR İCADI
“Çalışın!.. Yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem rasûlü, hem de müminler görecektir.” Yunus Suresi - 61
Mal varlığı yerinde olan bir adam, evinde gâvur icadı televizyonunu açmış, haberleri izlemeye başlamış. Sunucu, hac kayıtlarının başladığını, gitmek isteyenlerin internet yoluyla müracaat etmelerini, kuraya gireceklerini söylemiş.
**- Adam hemen, gâvur icadı interneti açmış ve başvurusunu yapmış.
**- Kura, gâvur icadı bilgisayarla yapılmış ve buna da hac çıkmış.
**- Gitme günü gelince hazırlıklarını yapmış ve gâvur icadı uçağa binerek Cidde Havaalanı’na inmiş.
**- Cidde’den hemen, gâvur icadı cep telefonundan çocuklarını arayarak uçağın sağ-salim geldiğini bildirmiş.
**- Oradan Mekke’ye geçmişler. Arafat, vakfe, Mina, kurban, say, tavaf derken; haccın menâsıklarını yerine getirmiş. Orada da, gâvur icadı her şeyden faydalanmış. **- Yurda dönüş günü gelince, vazifesini yapmanın huzuruyla uçağına binmiş ve havaalanında inmiş. Karşılamaya gelen oğlu, bunu gâvur icadı Mercedes otomobiline bindirerek yola çıkmışlar.
**- Evlerine yaklaşırken adam yolda, daha önce “gâvur” olarak bildiği iki yabancı turist görmüş. Kendinden utanmış, sıkılmış, ne yapacağını bilememiş. Biz niye böyle geri kaldık, diye düşünmüş, kalmış.
*********************************
FUKARA
İster “fakir” de, ister “fukara”, istersen “yoksul”… Hepsi de aynı kapıya çıkar. Hepsi de yokluğun, eziyetin, çaresizliğin diğer adıdır. Yaşantımızda her insan, farklı şartlarda imtihan edilmektedir. Fakirlik hiç kimsenin kaderi değildir ama adaletsiz düzen, kişilerin kendi hataları, aklını yerinde kullanmamak fakirliğe yol açabilir. Pek çok zengin de, çalışanının hakkını tam olarak vermediğinden ve fakirliğe sebep olduğundan dolayı zengindir.
Dinimiz, zengin - fakir ayrımını ortadan kaldırmak için devamlı çalışmaya teşvik etmiş, tembelliği yasaklamıştır. En önemlisi de zekat sistemini getirerek toplum içerisinde dayanışmayı, sosyal adaleti getirmiştir. Şu anda toplumumuzda fakirlik varsa, biz dinimizin emirlerin tam olarak yerine getirmiyoruz demektir.
*****************************
Kişiler, komşularından sorumludur. Din görevlileri, mahallesinde yaşayanlardan ve cemaatinden sorumludur. Baba çocuklarından sorumlu olduğu gibi, büyük kardeş de küçük kardeşlerinden sorumludur. Toplum içerisinde sosyal adalet ve huzur bu şekilde sağlanır. Peygamberimiz her namazdan sonra cemaate döner ve “Bir derdi olan, aç, çaresiz, borçlu, hastası olan var mı?” diye sorardı.
Bir toplumda fakirlik varsa, o toplumda her türlü olumsuzluk yaşanır. Evlerde; kavga, dövüş, münakaşa eksik olmaz. Her kötü şeyin başı yokluktur. Başta hırsızlık olmak üzere fuhuş suçları da artar. Hz Peygamber ve Hz Ali’nin en büyük öğrencisi Ebû Zer şöyle demektedir. “Evin kapısından fakirlik girdi mi, diğer kapısından çıkan din olur.” Aç adam her olumsuzluğu yapmaya hazırdır. Bizim inandığımız din, fakirliği öven bir din değildir.
************************************
GÜNÜMÜZDE FAKİRLİK
Çocukluğumuzda yokluklar eksik değildi. Günlük nafakasını çıkaramayan insanlar çoktu. Evdeki yiyecek, içecek, giyim, kuşam, dikkatli tasarruflu kullanılırdı. Ülkemiz Avrupa ülkelerine göre “az gelişmiş” bir ülke idi. Onlara yetişmek için; toplum olarak okumamız, çalışmamız, yeni icatlar yapmamız gerekiyordu. Zamanla çalışarak, gayret ederek ülkemizi iyi bir yere getirdik. Bolluk ve refah içerisinde yaşamaya başladık. Herkeste bir özenti başladı. Toplum; “Yatım olsun, katım olsun.” demeye başladı. Çok kişinin de oldu. Daha sonra azdık, azgınlaştık. Her şeyi beğenmemeye başladık. Bilhassa gençlerimiz “günübirlik” yaşamaya başladı. Bugün kazandıklarını bugün yediler, yarını düşünmediler.
********************************
…Ve yarın oldu…
Günümüzde, biraz da virüs ve savaşın etkisiyle, bütün dünyada olduğu gibi bizde de yokluklar baş göstermeye başladı. Hiç beklenmedik şekilde pahalılık ortaya çıktı. Sıradan yiyecekler “lüks” oldu ise, bir sıkıntı var demektir. Memleketin ekonomisine kasteden; simsarlar, stokçular, karaborsacılar memleketi batırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Toplum şaşkın bir hâle geldi. “Dost acı söyler.” Memlekette vaziyet pek iyi değil, desem insan hain olur mu bilmem ama gerçekten iyi değil…. Her şey yolunda, diyenler dost falan da değil.
Bu yüzden, bugünkü sıkıntılar içerisinde, ülkemizin ve milletimizin geleceği için daima tasarruflu davranmamız ve elbirliği ile çalışarak, maneviyatımızı sağlam tutarak, ülkemizi daha iyi günlere çıkartmak bizim elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü başka Türkiye yok!.. Çünkü bu mübarek topraklar bize atalarımızın yadigârıdır. Onu korumamız da bizim boynumuzun borcudur. Çok çalışmak gerekir, dünya nimetlerine de çok bağlanmamak gerekir. Şu anda yaşayanların hepsi bir zaman sonra yok olacaktır. Tek kalıcı olan Cenâb-ı Allah’tır. Yarın hepimizin mezar taşına yazılacak olan şu yazıyı unutmayalım: HÜVELBÂKİ… N.Sait EKİCİ
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: